Siyaset

Avrupa Birliği Oylaması

Bugün bir mail geldi. 43 yıldır Avrupa birliğine üye olmaya çalıştığımızı, bunu defalarca kutladığımızı, bu bağlamda ne uyum yasaları çıkardığımızı, ama en önemli konular olan eğitim ve sağlık gibi konularda ne kadar yerlerde süründüğümüzü, nedense bu yönde yasa çıkarma talebi de Avrupa Birliğinden gelmediği yazıyordu. Buraya yazıyı kopyalayıp can sıkmak istemiyorum ama merak ediyorum siz Avrupa Birliğine girmek istiyor musunuz?

Türkiye yarı finali geçecek mi?

Sonuçlar

Loading ... Loading …

Oylanmasını istediğiniz başka konuları yorum olarak buraya yazabilirsiniz.

Mutlu ol bu bir emirdir

Sinan Çetin tarafından Cumhuriyet’in ilanından sonra ki batılılaşma adına yapılan dayatmalara karşı hazırlanan bu kısa film hem eleştirel açıdan hem de mizahi yönüyle alkışlanmaya hakediyor.

Şeriat öncesi ve sonrası İran

Para karşılığında satılamayacak değerler vardır

Para, her şey değildir. Para karşılığında satılamayacak değerler de vardır. Mukaddesat , evlat sevgisi ve üzerinde yaşadığımız yurt, bu değerlerden bazılarıdır.

Türkiye, atalarımızdan kalan biricik yurttur. Arabasız, cep telefonsuz, politikasız ve hatta hiç para kullanılmayan bir dünyada yaşayabiliriz. Ancak toprağımızdan vazgeçemeyiz.

 İktidardaki 59. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti döneminde ise, benzeri görülmemiş bir kıyım politikasıyla karşı karşıyayız. Bugün topraklarımız, kamu kuruluşlarımızı devlet kaynaklarımızı korumak şöyle dursun, sistemli bir şekilde yok edilmesi için çalışılıyor. Anayasanın hükümleri ve diğer kanunlarla günümüze kadar korunan kaynaklar, çeşitli yasal değişikliklerle parasal kaynağa dünüştürülmek isteniyor.

 PAZARLAMA DAHİSİ UNAKITAN VE TARİHE NOT DÜŞÜLECEK SÖZLERİ
Ne banka bırakacağız, ne fabrika, Ne de işletme. Liman da bırakmayacağız.Hepsini satacağız!”
Kemal Unakıtan

SÜMERBANK İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Sümerbank tarihten siliniyor. Elinde bir şey kalmadığı için ismini de kaldırıyoruz.”
Kemal Unakıtan

434.JPG

SEKA İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Staratejik yer imiş.Ne stratejisi, önemli olan müşteri bulmak.
Müşteri gece gelsin,pijamayla çıkarım karşılarına.Seviyorum bu işleri arkadaş.”
Kemal Unakıtan

435.JPG

ŞEKER FABRİKALARI İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Kar edeni de, zarar edeni de satacağız!”
Kemal Unakıtan

436.JPG

TEKEL İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Babalar gibi satarız!”
  Kemal Unakıtan

437.JPG

       PETKİM İÇİN SÖYLEDİĞİ
      “Ülkenin işgal altına girdiğini söylüyorlar.Gelsinler işgal etsinler!”
      Kemal Unakıtan

     438.JPG

TÜPRAŞ İÇİN SÖYLEDİĞİ
“Parayı veren düdüğü çalar.” TÜPRAŞ’ı satar mısın,diyorlar.Satarım arkadaş”

 439.JPG

 

TELEKOM İÇİN SÖYLEDİĞİ
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım,20 bin Dolar veren herkese,TELEKOM’ a ait Bilgileri vereceklerini söyledi. Burada utanç verici olan, bunu ima etmek için kullandığı cümle:
Binali Yıldırım;

“20 bin dolar veren kızımızı görür” diyor.

440.JPG

LİMANLAR İÇİN SÖYLEDİKLERİ
Ne banka bırakacağız, ne fabrika, Ne de işletme. Liman da bırakmayacağız.

Hepsini satacağız!”
Kemal Unakıtan

 441.JPG

 442.JPG

 

 

 





İstiklal Marşında İlahi Krizi

Yavuz KUŞDEMİR/UŞAK, (DHA)

EĞİTİM Bir- Sen (Eğitimciler Birliği Sendikası) Uşak Şubesi tarafından 13 Mart’ta düzenlenen ‘İstiklal Marşı’nın Kabulünün 87′inci yıldönümü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Gecesi’nde ilahi krizi yaşandığı ortaya çıktı. İstiklal Marşı okunacağı sırada, hoparlörlerden 30 saniye boyunca ilahi yayını yapılması şaşkınlık yarattı.

Uşak Öğretmenevi Toplantı Salonu’nda düzenlenen geceye İl Müftüsü Osman Akdemir, AKP Uşak İl Başkanı Ali Işık, Eğitim Bir- Sen Uşak Şube Başkanı Sezai Yılmaz ve çok sayıda sendika üyesi öğretmen katıldı. Program sunucusu, davetlileri saygı duruşu ve İstiklal Marşı okumaya davet etti. Bilgisayardan yapılan ve sesin hoparlöre verildiği yayında, bir anda ilahi sesi duyulması salonda şaşkınlık yarattı. 30 saniye devam eden ilahi yayınına son verilmesinin ardından İstiklal Marşı müziğine dönüldü. İstiklal Marşı okumaya başlayan davetliler, yayının ikince kez takılması ile ikinci bir şok yaşadı. Daha sonra sorun giderilip İstiklal Marşı tamamlanabildi.

Eğitim Bir- Sen Uşak Şube Başkanı Sezai Yılmaz, olayın bir talihsizlik olduğunu söyledi. Yılmaz, “İstenmeyen bir olay yaşandı. Bilgisayar başındaki görevli arkadaşımızın bir anlık dikkatsizliğinden kaynaklandı ve hemen düzeltildi” dedi.

Vatan Namustur Satılamaz

AB istiyor Biz çıkarıyoruz;

Tahkim yasası,İdamın Kaldırılması, İkiz Yasalar, Eve Dönüş Yasası, Mahalli İdareler Yasası, Kamu Yönetimi Temel Yasası, Mahalli Dille Yayın Düzenlemeleri, Apartmanlara ibadethane açılmasına izin verilmesi,Leyla Zana ve arkadaşlarının serbest bırakılması, ruhban okulu ve ekümenlik tartışmaları, milli eğitim müfredatının değiştirilmesi vs,vs….

Nihayet Yabancılara Toprak Satışının Serbest Bırakılması

Başkent İktisatçılar Derneği

*****Eski Tapu Kanunu

29 Aralık 1934 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 35 inci maddesiyle; karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla sadece yabancı gerçek kişilere taşınmaz mal satın alma ve miras yoluyla edinme hakkı tanınmıştı.

Bu Kanun; 30 hektardan büyük toprak alımına, yabancı tüzel kişilerin gayrimenkul alımına, askeri yasak bölgelerde toprak alımına, köy sınırlarında toprak alımına izin vermiyordu…

*****Tapu ve Köy Kanunlarında Yapılan Değişiklikler

19 Temmuz 2003 tarihli ve 25173 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3.7.2003 tarih ve 4916 sayılı Kanunla,

Yabancı ülkelerde o ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerine de taşınmaz mal edinme hakkı tanınmış,

Yabancı uyruklu gerçek kişilerin miras yoluyla taşınmaz mal edinmesinde karşılıklılık koşulu kaldırılmış,

Köy Kanunu’nun 87’nci maddesi yürürlükten kaldırılarak, yabancı uyrukluların köylerde de arazi almalarının yolu açılmış,

Sınırlı ayni hakların (yararlanma hakkı, oturma hakkı, üst hakkı, ipotek hakkı vb.) tesis edilmesinde, karşılıklılık koşulu kaldırılmıştır

*****Satışlarda Dikkat Çekenler

Sayıca en fazla satış Yunan uyruklulara, yüzölçümü olarak da Suriye uyruklulara yapılmıştır

Ülkemizde yabancılara ait toplam alan 269.296 dönüm olup, bu alanın 241.451 dönümü Suriye uyruklulara aittir.

Suriye uyrukluların gayrimenküllerinde ağırlık Hatay ve Kilis illerindedir.

Yunan Uyrukluların aldıkları gayrımenkullerin %90’ı İstanbul, İzmir ve Bursa illerindedir.

*****Hedefteki Ülke: Türkiye

Emperyalizm’in hedefi, sevri hortlatmak, Türkiye’yi bölmektir.

Büyük Orta Doğu Projesi,

Büyük kürdistan hayali,

Büyük İsrail (Arz-ı Mevud)

Megolo idea

Yeşil Kuşak Projesi

Mozaik saçmalığı

Bu oyunun çeşitli isimlerle piyasaya sürülen değişik versiyonlarıdır

*****Suriye Devletince hazırlanan pek çok haritada Hatay’ın Suriye Sınırları içerisinde gösterilmesi ve Hatay’da Suriyelilerin yoğun biçimde toprak sahibi olması bir tesadüf mü?

*****Bir iddia ?

20 Ekim 1921 tarihinde Fransa ile yapılan Ankara Anlaşması’nın ve 23 Temmuz 1930 tarihinde imzalanan Hatay Antlaşması’nın gizli maddeleri bulunuyor!

Bu gizli maddelere göre 99 yıl sonunda; yani 2039’da Hatay’da yeni bir plebisit (halkoylaması-referandum) yapılacak!

*****Megalo İdea peşindeki Yunanistan

Eski Bizans topraklarına sahip olmak yani megalo idea Yunan ulusunun milli ülküsüdür.

Yunanistan fırsat buldukça topraklarını genişletmektedir.

Çok yakın bir zamanda Yunan Başpiskoposu Hristodulos: “Bir gün mutlaka, Yunan halkı Küçük Asya’ya geri dönecektir” diye demeç vermekten çekinmemiştir

*****Bir başka tesadüf (?)

Ekümenlik peşindeki patrikhane, azınlık vakıflarının mal edinmesine imkan veren düzenlemeler, ruhban okulunun açılması çabaları, Fener’i yeni bir Vatikan yapma arzularının göstergeleridir

Sormadan geçemiyoruz, Yunan uyrukluların İstanbul’dan gayrimenkul almaları tesadüf mü? Yoksa Fener devletinin temelleri mi atılıyor?

*****Vatan Türk’ün herşeyidir…

Vatan, Türk’ün yaşama gayesidir. Türk için vatan kuru toprak, toprak da herhangir meta değildir. Türk Tarihi vatan ve toprağın kutsallığına ilişkin destanlarla doludur.

En güzel şiirler vatan için yazılmıştır.

İşte destanlaşan tarihten birkaç yaprak:

“Evdeşimi, atımı verdim, çünkü benimdir!”
“Toprak verilemez, çünkü devletindir!”

Hunlar zor durumda kalmışlar ve Çinlilerden barış istemişlerdi. Çinliler barış için Mete’nin sevdiği atını istediler, hemen verdi. Ama Cin hükümdarı bununla yetinmedi, başka şeyler de istedi. Mete kendine ait nesi varsa hepsini birer birer veriyordu. Sonra Çinliler sınırda küçük bir arazi istediler. Burası hiçbir ise yaramayan kurak, kumlu bir topraktı. Ama Mete buna çok sinirlendi ve şöyle dedi:

“Benden ne istedinizse verdim, çünkü onlar benim malımdı. Ama bu toprak benim değil, milletimindir. O toprağı korumak için savaşır, canımı veririm.”

*****Allah’ın gazabına uğrasınlar

İstanbul’un Türkler tarafından alınacağını önceden bilen Bizanslı bilgeye Fatih Sultan Mehmet “İstanbul bizim elimizden çıkacak mı?” diye sorar. Bilge, “Sizin aranızda fesat artar, şahsi menfaat ön plana çıkar, emlakını yabancılara satanlar çoğalır ve yabancılardan medet umanlar artar ise o zaman İstanbul elinizden çıkar” cevabını verdi.

Bu cevap üzerine Fatih Sultan Mehmet ellerini kaldırıp şöyle der: “Dilerim Allah’tan ki, bunları yapanlar Allah’ın gazabına uğrasınlar”

*****Sultan Abdülaziz’le birlikte Paris’te bulunan Keçecizade Fuat Paşa’ya III.Napolyon,

Girit’i kaça verirsiniz? Diye sordu.

Fuat Paşa’nın cevabı kısa ve netdi:

Aldığımız Fiyata

*****Herzl’in Teklifi

Siyonizmin Kurucusu Theodor Herzl, 19 Mayıs 1901 tarihinde Sultan Abdülhamit’le yaptığı görüşmede, “Avrupa Borsasını ellerinde tutan Yahudilerin Osmanlı İmparatorluğu’nun bütün borçlarını ödemesi karşılığında Filistin topraklarının onlara verilmesini” içeren gizli bir teklifte bulundu.

*****Abdülhamit’in Cevabı

Bu teklif Abdülhamit tarafından “Vatanın bir karış toprağı bile satılık değildir” cevabıyla geri çevrildi ve Duhuliye Nizamnameleri ile Yahudilere toprak satışı yasaklandı

Filistin Osmanlı’nın elinden çıktıktan sonra, yerli ahali paranın cazibesine kapılıp topraklarını satınca o topraklarda İsrail devleti kuruldu.

*****Atatürk Diyor ki;

Millî müdafaamızı; düşmanların bayrakları, babalarımızın ocakları üstünden çekilinceye kadar terkedemeyiz. İstanbul mabedleri etrafında düşman askerleri gezdikçe, öz vatan toprakları üstünden yabancı adamların ayakları çekilmedikçe biz mücadelemize devam etmeye mecburuz. Kendi hükûmetimizin idaresi altında bedbaht ve fakir yaşamak, yabancı esareti bahasına nail olacağımız huzur ve mutluluktan bin kere üstündür.
Vatan Namustur Satılamaz

internet paylaşımı

Cumhuriyet 19.02.2008

SALI

ORHAN BURSALI

Ne Yapmalı?

İnternette müthiş cafcaflı haberleşme siteleri, ağları, grupları, ulusal ölçekte üst siteler… Herkes birbirine haberleri, ilginç konuları, hazırlanmış powerpoint’leri, olayları, yazıları, görüşleri, blog’ları vb. gönderip duruyor. Bir dizi laf!

Hepsinin derdi, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği. Dinci iktidarın fütursuz ilerleyişi. Dinci siyasal yükseliş. Laikliğin mezarının kazılması vb.

Bir gelecek korkusu, endişe.

Bu durumda, yüz binlerce kişinin en kolay, en hızlı ve en ucuz yol olan internet üzerinden birbiriyle haberleşme-iletişim içinde olması çok doğal. Bu ağlar içinde bulunanlar veya mitinglere katılanlar ise, Türkiyenin düşünce ve bilinç olarak “kaymak” tabakasının üyeleri.

Ancak durum ve olay, bir iletişim ağı içinde olmanın çok ötesinde bir nitelikte. “Sen, ben, bizim oğlan” ı aşacak başka bir durum ve ortamın yaratılması gerek.

Bu ağlar şüphesiz ki genişlemeli, yaygınlaştırılmalı… Fakat, seçimlerde oy kullanan milyonlarca insan söz konusu. Onların davranışlarını, düşüncelerini, tutumlarını etkileyecek, onlara ulaşacak onlarca-yüzlerce yeni yol ve yöntem bulunmalı.

AKP ve bütün diğer dinci kuruluş ve derneklerin sadaka-yardımlaşma ve dayanışma ile, hele bugün iktidar güçlerini de ekleyerek kendi ağlarını genişlettiklerini düşünürseniz!..

****

Türkiye’de yoksulluk dizboyu. İşsizlik de. Okul sorunu, kız çocuklar sorunu… Bütün bunlar politikalar geliştirilecek temalar. Hele hele çalışanların da sendikal sorunları, Tuzla tersanelerinde görüldüğü gibi çalışma koşullarındaki rezaletler, sarı - hükümet sendikacılığı… DİSK, tarihinin en zor koşullarıyla karşı karşıya. Bu yeni durum yepyeni, enerjik, cesur, atılgan politikalar ve eylemler gerektiriyor.

İşsizlik ve yoksulluk, yüz binleri dinciliğe yönlendiriyorsa ve bu sorunları yaratanların kucaklarına itiyorsa , burada çok temel, yaman bir çelişki var!

Üniversiteler, bu defa öğretim üyeleri-bilim insanları ve öğrenciler el ele, bilime, kaliteli öğrenime, özgürlüğe, eleştirel düşünceye daha geniş eylemler dizini halinde sahip çıkmalı. Daha iyi bilim, özgür düşünce, iyi öğrenim-öğretim, dinci bütün baskılara son, YÖK’e ve baskılarına hayır, iktidarın üniversiteleri “inanç özgürlüğünün” yaşandığı yani medreselere dönüştürme eylemlerine karşı duruş… Öğrenci ve bilimci, evrensel üniversite istemeli!

****

Türkiye çoktan dönüşmüştür: Artık laikler, özgürlükçüler, Cumhuriyetçiler, muhaliftir ve “zenci Türkler” dir!

Devlet, iktidarındır!

Gelecek , ne Anayasa Mahkemesi’nin ne de yargının tutumlarına, kararlarına bırakılamaz. Buralarda verilecek hukuki kararlar olumlu olsa bile!

Gelecek, bütün muhaliflerin kendi ellerindedir !

CHP , bu anlamda bir kitle partisi olabilecek ve halkı, muhalefeti örgütleyecek, kitlelere sahip çıkacak ve önderlik edecek bir nitelikten ne yazık ki çok uzaktır!

CHP kendisini hâlâ devlet sanıyor! Baykal ‘ın kendini aşması ve partisini aştırması mümkün mü?

****

Muhalefet, milyonlarca insana sahip çıkmalı. Bütün öğrencilere! Bütün işçilere! Bütün köylülere! Bütün varoşlara! Bütün gençlere!

Burada temel bir açmazı var muhalefetin: Laik, özgürlükçü düşüncenin bireyleri olmak! Normal bir laik Cumhuriyette normal olan da budur. İnsan, ne kadar dayanışmacı olursa olsun, sonuçta bireydir!

Oysa dinciler, düzeni İslamlaştırmak ve laikliği mezara gömmek için çalışanlar, ümmettir ! Cemaatçidir! Dini, bu ümmetçiliğin ve cemaatçiliğin harcı olarak kolayca, binlerce yıllık gelenek, örf ve âdetin mayası olarak kullanıyorlar!

Buna karşı, özgür bireyin, gelecek ve demokratik Cumhuriyeti korumak için yeni bir davranış biçimi geliştirmesi gerekir!

Bu da, “ben” olmaktan çıkmak ve “biz” olmak gibi, kökten bir değişim-dönüşümü gündeme getiriyor.

Bu, gerektiğinde, ofis eşyaları satan ve her yıl Fethullah’ ına 5 milyon trink parayı eğitim amacıyla hediye eden bir cemaatçinin davranışını örnek almak demektir!

Tamamen halkı kazanmaya yönelik, irili ufaklı kaynakların bir ırmağa dönüşmesini sağlayacak, eğitim-yurt-burs projelerinden tutun, daha geniş kesimlerle çeşitli yardımlaşmaları gündeme getirecek, hedeflere odaklı geniş bir dayanışma sisteminin ortaya çıkması gerekir.

Sözün kısası , internet üzerindeki iletişim ­haberleşme ağları da, sanal âlemden gerçek âleme ayak basmalı, zeminde yürümeye başlamalı!

Başbakana Mektup

İşadamı Prof. Dr. Güntekin Köksal’dan Başbakan’a açık mektup

Sn. Recep Tayyip Erdoğan
T.C. Başbakanı
Başbakanlık/Ankara
Başbakan’a açık mektup

Sayın Başbakan,

Ben müsaadenizle önce kısaca kendimi tanıtayım. 77 yaşında bir işadamıyım. Devlet bursu ile Avrupa’da okudum. Maden ve petrol konularında 2 master yaptım. Yurda döndükten sonra 10 senesi Batman’da olmak üzere 17 sene TPAO’da çalıştım. 34 senedir de 1974′te kurduğum Pet Holding şirketlerini yönetiyorum. SSCB, Almanya, Rusya, Kazakistan, Azerbaycan ve Yemen’de başarılı yatırımlar yaptım. Halen Türkiye, Kuzey Irak ve Yemen’de çok değerli sahalarda petrol üretimi yatırımlarım var.
Çeşitli konularda ilklere imza atan, girişken bir müteşebbisim. Risk alırım. Memleketimi çok severim. Hiç sigortasız adam çalıştırmam, vergi kaçırmam… Çok eski ve köklü bir aileden geliyorum. Dedelerim, sadrazam, vezir, asker olarak ülkemize hizmet etmiştir. Atatürk ve devrimlerine çok bağlıyım. Atatürk olmasaydı ve bu devrimleri yapmasaydı bugün bizim dinimiz ve ismimizin de aynı kalması imkânı olmadığına inanırım. Kısacası yüzde yüz bir Atatürk çocuğuyum.
Allah’a inancım tamdır. Allah’ın dürüst, çalışkan, doğru insanların daima yanında olduğuna tecrübelerimle de inanırım. Türkiye’den kolay kolay vatan haini çıkmaz. Sizin ülkenizi sevdiğinize ve kendi stilinizde ülkemizi kalkındırmaya çalıştığınıza inanıyorum. Zeki, çalışkan ve çok karizmatik bir karaktere sahip olduğunuzu da biliyorum. Ancak ülkenin bugünkü durumunu üzülerek söyleyeyim ki hiç iyi görmüyorum. Hemen sinirlendiğinizi, kızdığınızı ve söylendiğinizi görüyorum. Medyaya sinirli, sert, kırıcı beyanatlar veriyorsunuz. Bir başbakanın her dakika sinirlenmeye hakkı yoktur. Ülke bölünüyor… Biz ve onlar diyorsunuz. Bu ne demek? Tarihimizde hiçbir başbakan halka böyle hitap etmemiştir. Kendinize hâkim olun!
Senelerce üniversitelerde hocalık yaptım. Konferanslar verdim. Hâlâ da üniversitelerde konferanslar veririm. Babanız yaşındayım. Hocayım… Bu yüzden hiçbir işadamının yapamadığı bu ikazları yapmaya hakkım var.
Küçük bir vakfımızda her sene 25-30 üniversite çocuğuna burs veririz.
Sayın Başbakan!
Müsaadenizle size birtakım tavsiyelerde bulunuyorum:
Bugün çok güçlüsünüz. Ya yarın? Allah bilir!!!
İnsanlar kendilerini en güçlü hissettikleri zamanlarda en büyük hataları yaparlar. Tarihte bu husus defaatla sabittir. Ancak şu atasözünü hiç unutmayın!
“Böbürlenme padişahım, senden büyük Allah var”
“Keskin sirke küpüne zarar verir!” Sinirlerinize hâkim olun! Bağırıp çağırıp kötü konuşmayın. İnsan kalbi sırça gibidir. Kırdığınızda tamiri imkânsızdır. Çok ağır konuşuyorsunuz. Aydınlara, medyaya, yargıya, üniversitelere değer verin, görüşün, fikirlerini alın! Onlar da bu memleketin çocukları!!! Onların fikirleri, görüşleri, bilgileri, tavsiyeleri etrafınızdaki çok kişiden daha değerli olabilir. Her güçlü kişinin etrafının “evet efendimciler”, “dalkavuklar” tarafından sarılmış olduğunu bilmeniz lazım.
Etrafınızdakilerin çoğunluğu her şeyi size soruyorlar. Her şeyi hiç kimse bilemeyeceği gibi siz de bilemezsiniz. Bilmediklerinizi açıkça söyleyin. Her hususta fikir beyan etmeyin, danışın, öğrenin. Monolog yapıyorsunuz. Diyalog yapmaya çalışın! Hayvanlar koklaşarak, insanlar konuşarak anlaşırlar. Sadece sizin gibi düşünenleri işlerin başına getirmeyin! Bugün birçok kamu müessesemizin işi bilmeyenler tarafından yönetildiğini görüyorum. Kadrolaşmayın! Sadece sempatizanlarınızı veya öyle görünenleri kadrolara yerleştirmeyin. “Hayır! Yapmıyorum!” demeyin. Ben Ankara’da yaşıyorum. Duyuyor, kontrol ediyor ve görüyorum. Kapasitesiz, bilgisiz insanlar önce memlekete, sonra size zarar verir.
Diktatörleşmeyin! Milletvekillerinize dahi beyanat vermeyi yasaklamayın! Medyayla, aydınlarla, yargıyla, askerle, üniversitelerle inatlaşmayın.
Sadece türban serbestliğini Anayasa’mızda değiştirmek dahi AB’ye girmemize büyük bir engel olacaktır.
Laikliğe, sizin tabiriniz ile ciğerden inanın, güvenin. Laiklik dini özgürlüklerin değişmez kanunudur.
Bir hadis-i şerif diyor ki: “Cenab-ı Hak sevdiği yöneticilerin yanına açık sözlü danışmanlar nasip eder, sevmediklerine de dalkavuklar musallat eder.”
Sıkça bahsettiğiniz büyük Türk düşünürü Edebali Hazretleri’nin öğütlerini bir kez daha okumanızı, içtenlikle tavsiye ediyorum.
Saygılarımla…

Prof. Dr. H. Güntekin Köksal
Pet Holding
Yönetim Kurulu Başkanı”

Kars’ta bir yerel Tv Röportaj

slayt1.JPG

slayt2.JPG

slayt3.JPG

slayt4.JPG

slayt5.JPG

slayt6.JPG

slayt7.JPG

slayt8.JPG

slayt9.JPG

slayt10.JPG

slayt11.JPG

slayt12.JPG

slayt13.JPG

slayt14.JPG

Ülkemizi Koruyalım

Son yurtdışı seyahatimde Londra Trafalgar Square’de bir imza kampanyası yapan bir grubun ne ile alakalı olarak imza kampanyası düzenlediklerini merak ederek yanlarına yaklaştım ve başlangıçta gördüklerime şaşırmadım. Çifte standartlığı ve her firsatta ifade eden bu avrupa ülkesinde üç beş eşkiya PKK KADEK adına imza topluyorlardı. Niyetleri teröristbaşının özgürlüğünü kazanmasıymış… Daha önce ifade ettiğim gibi bu şaşırtıcı değil ama imza kampanyasının büyük sponsorlarından birinin ülkemizde de faaliyet gösteren SEVEN-ELEVEN firması olduğunu görünce afalladım. Türkiye’ye döndüğümde gördüğüm bir detay ile şaşkınlığım bir kat daha arttı. Seven Eleven magazalarının tabelalarındaki renkler tamamı ile PKK bayrağındaki renkler yani adeta PKK-KADEK bayrağı… Ülkemizi seviyor isek bu mağazalardan aliş veriş etmeyelim, edenlere de bu durumu iletelim.