Hayat
Hayat bu daha ne olsun
Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka serin serin
Dün-Bugün-Yarın
Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düşünüp pişman oldu,yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bu günü eline yüzüne bulaştırdı…Mutsuz oldu insan. Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı.Ne yarın ne de dün!
Can Dündar
Bunlar Türkiye’de olur
Yeryüzünde insanlar ya sigara içerler ya da içmezler. İçenler, sigaralarını çakmak ya da kibritle yakarlar. Ve bunların bir cogu da kanserden ölür.
Ama, dünyada demir çelik haddehanesinde çalışan hiçbir işçinin, sigarasını yakmak amacıyla 600 tonluk pres makinesinin arasından emekleyerek geçip
2450 santigrat sıcaklığındaki fırına ulaşmaya çalışırken can verdiği görülmemiştir.
Türkiye’de görülmüştür, Karabük’te…
************ *********
50-, 60- veya 70-li yıllarda mı büyüdün .. ¿
Nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın?
1.- Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları, ve kesinlikle hava yastıkları yoktu.
2.- Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi.
3.- Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi. Ya da en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı.
4.- Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev temizliyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu…
5.- Kasksız bisiklete biniliyordu.
Eflatundan güzel bir söz
Öğrendim ki
Öğrendim ki,
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz.Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
Öğrendim ki,
Güveni geliştirmek yıllar alıyor.Yıkmak bir dakika..
Öğrendim ki,
Hayatında nelere sahip olduğun değil,kiminle olduğun önemli.
Öğrendim ki,
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün.Ama sonrası için birşeyler bilmek gerek.
Öğrendim ki,
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil,Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.
Öğrendim ki,
İnsanların başına ne geldiği değil,o durumda ne yaptıkları önemli.
Öğrendim ki,
Olmak istediğim insan olabilmem çok vakit alıyor.
Öğrendim ki,
Karşılık vermek,düşünmekten çok daha basit.
Öğrendim ki,
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek.Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.
Öğrendim ki,
Sen tepkilerini kontrol edemezsen,tepkilerin hayatını kontrol eder.
Öğrendim ki,
Kahraman dediğimiz insanlar birşey yapılması gerektiğinde,yapılması gerekeni şartlar ne olursa olsun yapanlardır.
Öğrendim ki,
Bazı insanlar sizi çok seviyor ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.
Öğrendim ki,
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz de, bazıları hiç karşılık vermiyor.
Öğrendim ki,
Para ucuz başarıdır.
Öğrendim ki,
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları kaldırmak için elini uzatır.
Öğrendim ki,
Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar,daha uzun yol yürüyor
Daha hayattan çok şey öğrenmemiz lazım.
ama lütfen sevdiklerimizi kırmadan (elimizi fazla ateşe sokmadan) anlayan anladı…
Hayatta üç şey…
hayatta bir kez gittiğinde asla geri
dönmeyen üç şey:
zaman,sözcükler ve fırsattır
hayatta hiçbir zaman kaybedilmemesi
gereken üç şey:
barış,umut ve dürüstlüktür
hayatta en değerli üç şey:
sevgi,kendine güven ve arkadaşlardır
hayatta hiç emin olunamayacak üç şey:
düşler,başarı ve zenginliktir
hayatta insanı geliştiren üç şey:
çok çalışma.samimiyet ve başarıdır
hayatta insanı mahfeden üç şey:
cesaretsizlik.gurur ve öfkedir
Fırsat(Can Yücel)
Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Pencerenin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş. Tık….. Tık……Tık.. ..
Adam cama bakmış.Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş.. Meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç!
Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış. Hey adam!Ben seni seviyorum. Nedenini niçinini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum.Bugü n cesaret buldum konuşmaya.Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al.Birlikte yaşayalım.
Adam birden parlamış: Yok daha neler? Durduk yerde sen de nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam,demiş. Gerekçesi de pek sersemceymiş:
Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu?
Kırlangıç mahçup olmuş.Başını önüne eğmiş.Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş,gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş: Adam, adam!Hadi aç artık şu pencereni.Al beni içeri! Ben sana dost olurum.Hiç canını sıkmam!
Adam kararlı, adam ısrarlı: Yok ,yok ben seni içeri alamam demiş.Biraz da kaba mıymış, neymiş lafı kısa kesmiş.İşim gücüm var, git başımdan. Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş: Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri.Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım.Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım.Pişman olmazsın, seni eğlendirirm..
Birlikte yemek yeriz, bak hem de sen de yalnızsın’ yanlızlığını paylaşırım, demiş. BAZILARI GERÇEKLERİ DUYMAYI SEVMEZMİŞ! Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş.Pek bir sinirlenmiş: Ben yalnızlığımdan memnunum,demiş . Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş.Düpedüz kovmuş.
Kırlangıç , son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca,başını önüne eğmiş, çekip gitmiş. Yine aradan zaman geçmiş.Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş:Hay benim akılsız başım; demiş.Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma , keyifli vakit geçirirdik birlikte.
Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş: Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir.Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim.
Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş.Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama…… Onunki hiç görünmemiş. Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış.Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:
‘KIRLANGIÇLARIN ÖMRÜ 6 AYDIR….’
HAYATTA BAZI FIRSATLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ ELİNİZE GEÇER VE DEĞERLENDİRMEZSENİZ UÇUP GİDER!
HAYATTA BAZI İNSANLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ KARŞINIZA ÇIKAR;DEĞERİNİ BİLMEZSENİZ KAÇIP GİDERLER! VE ASLA GERİ DÖNMEZLER!
Dikkatli olun….!!!! Farkında olun…..!!!!!!!!!! Ve bir düşünün bakalım; Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız?…..![]()
Şu Hayatta Neler Öğrendik Neler
Jackson Brown’in “Su Hayatta Neler Öğrendik Neler” adli kitapçığından:
1- Kendimi neşelendirmek istediğim zaman en iyi yolun başka birini neşelendirmeye çalışmak olduğunu öğrendim.
2 - Bir bebeğin evlilik sorunlarını çözemeyeceğini öğrendim.
3- Bir tartışmayı tatlıya bağlamadan yatağa gidilmemesi gerektiğini öğrendim.
4- İşyerinde romantik ilişkiler aranmaması gerektiğini öğrendim.
5- İnsanın kendisinden daha sorunlu birisiyle evlenmemesi gerektiğini öğrendim.
6- Çalıştırdığımız insanlara iyi davrandığımızda, onların da müşteriye iyi davrandıklarını öğrendim.
7- Bir toplantıda zekamı ya da sohbetimi göstermek konusunda tercih yapmak gerektiğinde sohbeti seçmenin daha iyi olacağını
8- İnsanlara iyi davranmanın hiçbir maliyeti olmadığını öğrendim.
9-Gerçekten yasamaya başlamak için emeklilik beklenirse, çok uzun bir süre beklenilmiş olunacağını öğrendim
10-İyi kalpli olmanın mükemmel olmaktan daha önemli olduğunu
11-Bir domuza ve bir çocuğa istedikleri her şeyi verirseniz sonuçta çok iyi bir domuzunuz ve çok kötü bir çocuğunuz olacağını öğrendim.
12-Kimle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu öğrendim.





