Archive for Mayıs 3rd, 2008

Evlilik Ve Aşk

Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu,saçları taralı,dişleri fırçalanmış adam yada kadını sevmek kolaydır.

Aslında aşk, aynı insanı, sabahın köründe uykudan uyandırdığındaki en sinirli hali ile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek, diz yapmış pijamalarıyla kanepede yastıklara sarılıp sızmışken bile şefkatle okşayabilmektir.

Buna katlanamayanlar zaten aşık değillerdir.Bu durumda evlilik; hoşlandığın insana karşı olan duygularını öldürüyor denilebilir…Zira aşıksan, aynı havayı solumak bile zevk verir, hep beraber olmak istersin, banyodan gelen su sesi bile onun evde olduğunun işaretidir ve huzur verir.

(Yazının Devamı)

Masalların gerçek yüzü:)

(Yazının Devamı)

Kocamın bir dediğini iki etmem:)

Bir mahallede yeni komşularıyla çay sohbeti yapan kadına komşuları
- ”Senin aile yaşantına hayranız, eşin ve çocuklarınla çok mutlu bir yaşantın var. Kocanın BİR dediğini İKİ etmiyorsun. Bu mutluluğunun sırrını bizede anlat ” derler.

- ”Kısaca anlatayım” der kadın ve anlatmaya başlar:

- ”Düğünümüz bittikten sonra kocam kendi atında , bende kendi atıma bindik evimize doğru gidiyoruz. Benim bindiğim atın ayağı takıldı ve sendeledi. Kocam arkasına döndü ve benim atıma ‘BİR’ dedi. Biraz daha ilerledik ve benim atımın ayağı tekrar takılıp tökezlediği zaman eşim tekrar arkasına dönüp atıma ‘İKİ’ dedi. Az sonra atım takrar aynı şekilde tökezleyince eşim arkasını döndü ve at’a ‘üç’ dedi ve belinden tabancasını çıkartıp atımı anlından vurdu.At oracıkta kanlar içinde yere yığılıp öldü. Ben şok olmuştum ve ata çok üzüldüm. Eşime bir hışımla çıkıştım ” Yazık değil mi atı neden vurdun!!?” diye sordum. Eşim arkasını döndü ve bana ‘ BİR ‘ dedi.
Ve o günden sonra kocamın bir dediğini iki etmedim’

Erzincanlılara göre canlılar

Erzincanlılara göre canlılar ikiye ayrılıyormuş.

Hangi meyvenin ne yararı var?

Bir kere vücudumuzun başlıca düşmanı olan kolesterol hiçbir meyvede yoktur!

Meyveler doğal şeker içerir, ne kadar çok meyve tüketirsek beynimizdeki sinir hücreleri de o kadar gelişir, meyve yemek hafızamızı canlandırır!

Meyveler mükemmel lif kaynağıdır!

Meyveler vitamin ve mineral açısından çok zengindir!

Az kalorilidirler ve kilo aldırmazlar! (Ancak rejim sırasında kalorisi nispeten yüksek olan incir, muz ve üzümden uzak durun)

Bol miktarda antioksidan içerirler!

Meyveleri aç karnına yemek sindirimi kolaylaştırır!

Kiraz

(Yazının Devamı)

Küre Ev

(Yazının Devamı)

Herkesin Hırsız Olduğu Ülke

Herkesin hırsız oldugu bir ülke varmıs,ama istisnasız herkesin. Gece olunca, insanlar maymuncuklarını ve fenerlerini yanına alır ve komsusunun evini soymaya gidermis. Gün dogarken geri döndüklerinde yüklerini alırlarmıs. Ama her seferinde kendi evlerini de soyulmus bulurlarmıs. Ülkede kimse kaybetmezmis, çünkü herkes birbirinden çalar ve bu dolasım son kisi ilk kisiden çalana kadar sürermis.

Bir gün, nasıl olmuşsa, dürüst bir adam ortaya çıkmıs. Gece oldugunda, çanta ve fenerle dısarı çıkmaktansa evinde kalıp çalışmayı tercih edermiş. Hırsızlar geldiğinde evde ışık yandığını görüp soymak için içeri girmezlermiş. Ve bu durum bir süre devam edince, ahali bir konunun açıklığa kavuşmasını istemiş:
‘Çalmadan yaşamak senin tercihin, ama başkalarını bir şey yapmaktan alıkoymaya hakkın yok.’ demişler.

Bunun üzerine dürüst adam, geceleri evinden çıkar, fakat hiçbir şey çalmaz, döndüğü zaman evini hep soyulmuş bulurmuş. Adamın bir haftadan daha az bir sürede, yiyecek tek bir şeyi kalmamış ve ülkeyi terketmek zorunda kalmış.

(Yazının Devamı)

Dün-Bugün-Yarın

Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.

İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın.

Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düşünüp pişman oldu,yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.Farkında olmadan rezil etti bu gününü.

Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bu günü eline yüzüne bulaştırdı…Mutsuz oldu insan. Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı.Ne yarın ne de dün!

Can Dündar

Mutlu ol bu bir emirdir

Sinan Çetin tarafından Cumhuriyet’in ilanından sonra ki batılılaşma adına yapılan dayatmalara karşı hazırlanan bu kısa film hem eleştirel açıdan hem de mizahi yönüyle alkışlanmaya hakediyor.

Miami köpükler altında(25 resim-1 video)

Saniyede 2 milyon litre köpük üreten makinelerin yarattığı bu görüntü, görenleri şaşkına çeviriyor.

Yaklaşık 460 milyon litre köpük sonrası, Miami sokakları karla kaplanmış gibi.

Miami’nin beyaza boyanmasının nedeni ise, 90 saniyelik bir televizyon reklamı…

Bir elektronik firmasının reklam filmi için 150 kişilik bir ekip 7 gün boyunca çalıştı…

Reklam filminin başarısını bilemiyoruz ama, geriye oldukça ilginç fotoğraflar kaldığı kesin

(Yazının Devamı)